CHP Lideri Özgür Özel: “Açıkça Yazmış, ‘Ekrem İmamoğlu’nda Bu Diploma Olursa Aday Olur, Olursa da Erdoğan’ı Yener’ Diyor”

15.01.2026

Özgür Özel Silivri açıklaması,Ekrem İmamoğlu diploma davası son durum,İstanbul Üniversitesi diploma iptali,Özgür Özel Ekrem İmamoğlu adaylık,Silivri kampüsü idare davası,Erdoğan’ı yenen tek isim İmamoğlu,hukuk darbesi CHP,AK Partinin kara düzeni,Aziz Nesinlik diploma davası,Silivri’de yaralanan kadın kaburga kırığı,İmamoğlu 35 yıllık diploma

“TAYYİP BEY’İN RAKİBİ DİYE 35 SENE ÖNCEKİ DİPLOMA İPTAL EDİLİR Mİ? TARİH ÖNÜNDE ACI ACI TEBESSÜM ETTİK, AZİZ NESİN YAZSA ‘ÜSTAD ABARTMIŞ’ DER BIRAKIRSIN”

“SİLİVRİ KAMPÜSÜNDE GÖRÜLEN İLK İDARE DAVASI VE EN KÜÇÜK SALONA KOYDULAR, AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ BÖYLE TALİMATLANDIRMIŞ”

“EKREM İMAMOĞLU’NA DESTEĞE GELMİŞ 70 YAŞINDAKİ İNSANLARA SU SIKTILAR, MAALESEF BİR KADININ KABURGALARINI KIRDILAR”

“AÇIKÇA YAZMIŞ, ‘EKREM İMAMOĞLU’NDA BU DİPLOMA OLURSA ADAY OLUR, OLURSA DA ERDOĞAN’I YENER, BİZ BUNU ÖNLEYEMEYİZ’ DİYOR”

“HAYSİYET CELLATLIĞI VİDEOLARINI İLK EKOL TV’DE YAYINLATIYORLARDI”

“İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’Nİ SAVUNMAYA GELMİŞLER, VALLAHİ EKREM BAŞKAN’I SAVUNDULAR”

“KARDEŞİM SEN SAVCISIN, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NE NASIL TALİMAT YAZIYORSUN?”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin kararın görüşüldüğü Silivri Cezaevindeki duruşmaya katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Bir Ekol vardı. Ekol gitmiş. Bu hani Savcı Bey’in her videoyu ilk verdiği bir Ekol vardı. Ne olmuş? Kara para soruşturması olmuş, kapanmış: O Savcı Bey’in ekolünden gelen Ekol’e ne olmuş? Böyle bir günde bakacağız, o iftiraları atan savcı vardı, ne olmuş? Yokmuş, gitmiş. Bugün Ekol gitti. Aynı ekolden olanlar teker teker gidecekler. Önce bir bunu kayda geçirelim. Bütün videoları ilk alıyordu. Haysiyet cellatlığı videolarını ilk orada yayınlatıyorlardı. Böyle iki koluna jandarma girmiş, polis girmiş, masum kişileri. Haysiyetine cellatlık yapan, mesela doktor kontrolüne giderken kötü bir görüntü. Onu o Ekol yayınlıyordu. Şimdi ne oldu o ekolün devamı, şimdilik oturuyor Çağlayan’da. Evet arkadaşlar, işe o Ekol, bu Ekol” dedi. Özel konuşmasına şöyle devam etti:


“İMAMOĞLU DÖRDÜNCÜ KEZ ERDOĞAN’IN ADAYINI YENDİ”

“Bu bütün meseleyi Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ben girdiğim her seçimi kazanıyorum’ diyerek ilerleyen Erdoğan, 31 Mart sabahı uyandı. Gece uyku uyuyamadı. Çünkü artık hiç seçim kaybetmeyen biri değildi. Onu yenenler vardı. Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti oldu. AK Parti kurulduğundan beri ilk kez ikinci parti oldu. Ekrem İmamoğlu ise dördüncü kez Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği bir adayı yendi. Artık Türkiye’de siyaseten yenilmeyen bir kişi vardı. O da Erdoğan değildi. O, o gün yenildi. Ama Ekrem İmamoğlu, dördüncü kez Erdoğan’ın gösterdiği adayları yendi. O gece uyku uyuyamadı. Niye uyuyamadı? Kendi sesi uyutmadı. ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder.’ Bu Sayın Erdoğan’ı uyutmayan ses, ona ‘Artık seçimle bu iş olmuyor. Rakibin seni yeniyor. Karşında yenemediğin biri var ve o İstanbul’u aldı. Türkiye’yi de alacak’ dedi. İşte o yüzden siyasetçi birini, eski mesleği hakimlik olan siyasetçi birini, Bakan Yardımcısı, Erdoğan’ın yalancısıyım. Diyordu ki eskiden ‘Bakanlar siyasiydi, müsteşarları teknik. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasi.’ Siyasi birini tuttu savcılığa, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atadı. Görevi belliydi: ‘Akın akın gideceksin, orada bir akın düzenleyeceksin. Ekrem İmamoğlu’nun karşımda aday olmasına engel olacaksın. Her ne yolla olursa olsun.’ O da geldi buraya, ne yapabilir? O kadar kararlıydı ki, talimatla o kadar yüklüydü ki. ‘Ne yapayım? Yolsuzluk davası açayım. Ne yapayım, terör davası açayım. Ne yapayım? Belediyesine kayyım atayayım, belediyeyi elinden alayım hizmet edemesin. Kendine yolsuzluk diyeyim, derdini dünyaya anlatamasın. Avrupa yolsuzluk deyince uzak durur. Terör diyeyim, milliyetçilerden oy alamasın.’”

“İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’Nİ SAVUNAYIM DERKEN, EKREM BAŞKAN’I SAVUNDULAR”

“Bir de artık böyle ne var ne var? Erdoğan’ın diploması tartışma konusu ya. ‘Ekrem’in de diplomasını tartışma konusu yapayım. Nasıl yapayım, öyle yapayım, böyle yapayım.’ Yahu içeride konuşuldu, içeride iki tane sayın avukat var. İstanbul Üniversitesi’ni savunmaya gelmişler. Vallahi Ekrem Başkan’ı savundular ya. Helal olsun, Ekrem Başkan’ı savundular. Şimdi nasıl savunacaklar bu İstanbul Üniversitesi diyorsun ya. İstanbul Üniversitesi’ni savunayım derken, 35 yıl önceki İstanbul Üniversitesi'nde suç bulmaya çalışıp, orayı karaladıkça, 19 yaşındaki masum Ekrem’e ‘Ya kardeşim bu avukatlar doğru söylüyorsa, bu haksızlık yapılır mı bu 18 yaşındaki çocuğa?’ diyorsun. 18 yaşındaki çocuk İstanbul Üniversitesi’nin ilanına bakmış. İstenen bütün belgeleri toplamış. Kibar kibar da dilekçesini yazmış. Özenli, titiz, her zamanki gibi. Hala içeride de öyle. Bazen bizim notlar dağınık, Ekrem Başkan’ın hepsi disiplinli. İstenenden fazla evrakı da koymuş, götürmüş vermiş. Bunlar da ‘Gel’ demişler. Bir sürü dersini de saymayıp, sadece iki dersini sayıp, 22 tane birinci sınıfta ders vermişler. Fark dersi filan oluyor ya. Birinci sınıfı Kıbrıs’ta, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıfı burada, 22 fark dersi de vererek, diploma vermişler. O diplomayı onunla bir alan herkes, İstanbul Üniversitesi'nden. Şimdi avukatlar dedi ki, biz diyoruz ki ‘Ya bir tek Ekrem Başkan’ın mı bu?’ ‘28 kişinin daha iptal oldu.’ Onlardan birisi, fakültenin dekanı Galatasaray’da, onun verdiği diplomalar ne olacak? Cevap yok. Şimdi dediler ki ‘Sadece işletme fakültesi değil, üzülerek söylüyorum’ diyor, avukat hanım, başka fakültelerde de olmuş. Eyvah eyvah. Tıp fakültesi olduysa ne olacak? 33 senedir ameliyat yapanlar var. Onları da mı iptal edeceksin? Aldığı apandisti iade mi edecek yani hastaya? Böyle çılgınlık olur mu, delilik olur mu? Bu delilikle meşgulüz sabahtan beri ya. Sabahtan beri devletin üç tane aslan gibi yetiştirdiği hakimi orada, mübaşiri orada, jandarma kardeşim orada. Ben Genel Başkan oradayım, İl Başkanım orada, Büyükşehir Belediye Başkanvekili orada. Bir delilikle meşgulüz ya. Bir deliliği dinliyoruz, orada da iki hani aşağılamak için değil sakın yanlış anlamayın, iki zavallı, zavallı duruma düşersin bu işi savunmaya çalışırken. Orada iki masum ve zavallı avukat, İstanbul Üniversitesi’nin bugünkü yönetimini koruyayım derken eski yönetimine vurdukça vuruyor. Fatih Sultan Mehmet’in kurduğu üniversiteye vuruyorlar ya. 1453’ten beri, Türkiye’nin bir zaman tek hukuk fakültesinin olduğu yere. Olacak iş değil yani.”

“AÇIKÇA ERDOĞAN’I YENER DİYE İPTAL ETMİŞLER”

“Neyse, bu savcı gitmiş ve ‘Bu diploma iptal edilsin’ demiş. İstanbul Üniversitesi’ne yazdığı yazı var. Diyor ki ‘Bu diplomayı derhal iptal et.’ Kardeşim sen savcısın ya. Nasıl İstanbul Üniversitesi’ne talimat yazıyorsun? Açacaksan dava açarsın, suç duyurusunda bulunursun. Suç duyurusu kabul edersin, resen harekete geçersin. İstanbul Üniversitesi’ne diyor ki ‘Bu diplomayı iptal et.’ Yargılama oldu da bir karar var da, o olsa yine senin işin değil. Tayyip Erdoğan’ın işlerinden sorumlu İstanbul Başsavcısı, ‘Diplomayı iptal et’ diye yazmış ya. Diyor ki ‘Bu diploma YSK dahil, -parantez içinde yazmış- kullanılmaktadır.’ Bir kere hiç kullanılmadı da cahil cühela adam. Belediye başkanı olmak için üniversite diploması kullanmıyorsun. Milletvekili olmak için üniversite diplomasına ihtiyaç yok. Sadece Cumhurbaşkanlığı adaylığında var. Onun da daha başvurusunu yapmadık. Diyor ki ‘Bu diploma YSK dahil kurumlarda kullanılıyor, önlenemeyecek kayıplar olur.’ Ne olur? ‘Erdoğan seçim kaybeder’ diyor. Açıkça söylüyor. Önlenemeyecek kayıplar. Açıkça söylemiş, yazmış oraya. ‘Ekrem İmamoğlu’nda bu diploma olursa aday olur. Olursa da Erdoğan’ı yener, biz bunu önleyemeyiz’ diyor. ‘Önleyin’ diye iptal yazmış. Fakülte, dekanlık defalarca yazmış ‘İptal edilemez’ diye. Dekanın gırtlağına çökmüşler, istifa etmiş. Yerine dekan atamamışlar. Dekan atamadan önce de İstanbul Üniversitesi’nin yönetimini toplamışlar, orada da hukukçu yok. Bunlar ring seferi filan düzenleyecek, öyle görevleri var. Gitmişler diplomayı iptal etmişler. Böyle bir delilikle meşgulüz arkadaşlar. Böyle bir delilikle meşgulüz. Öyle şeyler ki teker teker Ekrem Başkan’ın her yaptığının doğru, üniversitenin yaptıklarının yanlış olduğunu, son aldıkları kararı alabileceklerini söylüyorlar. Ama sundukları bütün belgeler, bütün bilgiler bizi destekledi. Bir de oraya şey bulmuşlar bir tane. Bir yazı atlayarak okuyor. Çünkü orada diyor ki, ‘Danıştay bir kere üniversitenin yaptığı iptali kabul etti’ diyor. ‘Neden fakültenin yapmadığını’ diyor. Danıştay orada şey yapmış, ‘Durumun özelliğinden ve yapılan soruşturma gereğince bu işlem olabilir’ demiş. Orayı atlıyor. Allah’tan baktık da, arkadaşlar attılar kararı. Perişan haldeler. İstanbul Üniversitesi’ni de rezil ettiler, kendilerini de rezil ettiler, Türkiye’yi de rezil ettiler. Utanç içindeyiz harcadığımız zamana. Orada yakılan elektriğe yazık ya. Orada yakılan elektriğe yazık.”

“TÜRKİYE’DE DEVLETİ KİMSE YOK SAYAMAZ”

“Bir umudum var. O da şudur. Hakim bey kendisi salona hitaben ‘Vicdanımızla, hukukun gereğine uygun olarak en ahlaki kararı vereceğiz. Vicdanımızla baş başayız’ diyor. Eğer bu gerçekse ben hiç gerekçeli karar filan beklemem. Vicdanın kırıntısı olanda, 18 sene önceki Ekrem’in Cumhurbaşkanlığına engel olmak için 35 yıllık diplomasını iptal etmez kimse. Edemez. Olamaz. Türkiye’de devleti kimse yok sayamaz. Türkiye Cumhuriyeti devleti, evrak üretiyor kardeşim. Eğer 35 sene önce üretilmiş diplomaya, ağzımdan yel alsın, Ekrem Başkan değil birisi çıksa, gitse savcıya, ‘35 sene önce İstanbul Üniversitesi’nde adam öldürdüm, aha bu ağacın dibine gömdüm’ dese. Açsalar, kemikleri çıksa. Yargılamıyorsun. Zaman aşımı var. Zaman aşımı 30 yıl. İşkence ederek öldürdüyse 30 yıl, bilerek, kasten ama işkence etmeden, acı çektirmeden öldürdüyse 25 yıl. Sonra zaman aşımı var. 35 yıl önceki diplomayı iptal etmeye kalkıyorlar. İptal ediyorlar, edilmesine karşı dava açmışız. Onu da savunan mavunan yok. Savunulacak yerleri yok.”

“DAVA NASIL YOK HÜKMÜNDEYSE SAVCININ YAPTIKLARI DA ÖYLE”

“O yüzden biz bugün geldik, tarihin önünde acı acı tebessüm ettik. Bundan sonraki süreçte de takip edeceğiz. Bu diploma iade olursa en doğrusu olur. Kimse ‘Türkiye Cumhuriyeti devletinin verdiği kağıt Tayyip Erdoğan’ın aleyhine bir sonuç doğuruyorsa, onu korkutuyorsa iptal edilebilir’ deyince hiçbirimizin diplomasının, hiçbirimizin evlilik cüzdanının hiçbirimizin tapusunun, hiçbirimizin elindeki hisse senedinin, hiçbirimizin bankaya para koydum diye aldığı hesap cüzdanının anlamı yok. Hukuk güvencesi kalktı mı böyle olur arkadaşlar. Tayyip Bey’in rakibi diye 35 sene önce adamın aldığı diploma iptal edilir mi? O yüzden bizim içimiz çok rahat. Tarih önünde acı acı tebessüm ettik. Olmayacak… Aziz Nesin yazsa 60’ıncı sayfada ‘Üstat da iyice abartmış’ der, bırakırsın. Bugün yaşadığımız ‘Yaşar Ne Yaşar, Ne Yaşamaz’dan daha komik değilse ben bir şey bilmiyorum. Aziz Nesin şundan kitap yazdı yahu. Devlet Yaşar’ı ölü görüyormuş bir evrakında. Askere çağırırken Yaşar’ı çağırıyor, vergi alırken veya ceza keserken alıyor. Yaşar’ın işine bir şey olduğunda ‘Sen ölmüşsün’ diyor. Bu mu komik, 35 yıllık diploma davası mı komik? Allah gani gani rahmet eylesin, bunu yazmazdı Aziz Nesin. İnandırıcılığı kalmıyor işin. Nerede Ekol TV? O yüzden bu dava nasıl yok hükmündeyse, Ekol nasıl yok hükmündeyse, bu savcının yaptıkları yok hükmündedir. Bizim önümüz açıktır, istikametimiz iktidardır. Tayyip Erdoğan’ı yeneceğiz, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını ne yaparsanız yapın yeneceğiz. Bizim elimizden Tayyip Erdoğan’ı siyaseten hiç kimse alamaz. Çünkü kararı millet verecek. Ben millete güveniyorum. Millet böyle insafsız değil. Millet kendi torununun diplomasını tartışmaya açmaz.”

“DESTEĞE GELEN BİR KADININ KABURGALARINI KIRDILAR”

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özgür Özel, duruşmada küçük salonda yapılmasından kaynaklı olarak arbede yaşandığının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

“Birincisi, akıl almaz bir şekilde; bu duruşma kendi yerinde yapılabilir, Ekrem Bey’i alıp İdare Mahkemesi’ne götürebilirlerdi. ‘Yok Silivri’ye geleceğiz.’ Silivri kampüsünde görülen ilk idare davası. Olacak iş değil. Onu da bu kadar ilginin yoğun olduğu bir yerde en küçük salona koymuşlar. Maksat AK Parti’nin kara düzeni. Bu duruşmanın böyle görülmesini talimatlandırmış. Yoksa akıllı olacak bir şey değil. Siz de sıkıştınız, gazeteciler sıkıştı, aileler sıkıştı, avukatlar sıkıştı. Zorla girildi içeriye. Nefes alınmıyor. Sonra bu barikatlardan öteye kimseyi salmıyorlar. Çekmişler jandarmanın aracını. Oradan 70 yaşında insanlara su sıkıyorlar. Arkadaşlığımız gidiyor, ‘Yapmayın, etmeyin’ diyor. 70 yaşındaki o insana su sıkılır, yerde sürüklenir mi yahu? Ne yapmaya gelmiş? Ekrem İmamoğlu‘nun diploma davasına desteğe gelmiş 70 yaşında insanlara. O sırada yerde sürüklenenler var, üstü ıslananlar, perişan olanlar var. İçerideki arbedede bir kadının kaburgalarını kırdılar maalesef. Doktor Ayşegül Hanım müdahale etti. 45 dakikadan fazla sedye beklendi. Arkadaşlar dışarıda alınan tedbirlerden, dışarıdaki ambulanslar gelemediği için salondaki sağlık görevlileri yerde sürüklenen ve kaburgaları kırılan kişiye müdahale için gitti. Sedye 45 dakikada geldi. Şimdi Silivri Devlet Hastanesi’nde. Dört milletvekilimiz de eşlik ediyor kendisinin tedavisine ve tetkiklerine. Bu sırada bu mesele olurken bir milletvekilimizin, genel başkan yardımcımızın yapılan işe tepki için söylerken ağzından istemedik bir cümle çıkmış. ‘Efendim jandarmamıza bunu dedi.’ Kimse jandarmaya öyle bir şey demez Cumhuriyet Halk Partisi’nde. Demiyor. O su sıkan zihniyete kızgınlığından, 70 yaşındaki teyzenin burasına su vurunca ‘Yapma bunu’ derken ağzından bir şey çıkıyor. ‘Jandarmaya söylendi’ diyorlarsa, Özgür Özel olarak o sorumluluğu ben alıyorum, o kelimeyi ben geri alıyorum ve ben özür diliyorum. Ancak yapılan iş soruşturmaya tabi tutulmalıdır. O emri verenler ve o kanunsuz emri uygulayanlar hakkında da Jandarma Komutanlığı’nın üstüne düşeni yapması lazım. 70 - 80 yaşında kadına, amcaya, teyzeye, dedeye su sıkmak nedir? Kaburgasını kırmak nedir? Olacak şey değil. Aslan jandarma… ‘Böyle bir laf söylenmiş, bu jandarmaya söylenmiş.’ Öyle bir şey yok. O jandarma kendisini buraya kimin sürüklediğini, o emirleri kimin verdiğini ve neler yapıldığını biliyor. Hepsi bizim canım, ciğerimiz. Jandarmanın genelinden alınan varsa ben özür diliyorum. Ama o emri veren ve teyzeye o su sıkana da… Düşün be kardeşim, kendi annen - baban var. Ne yapsın arkadaşlar? Telin ötesinden çıkıyor. Bir de şöyle oluyor; su susuyor, arkadaşlar ‘Yapma’ deyince ‘Sen karışma. Dur biraz daha hızlı sıkayım’ diyor ve basıncı iki katına çıkarıyor. Olacak iş değil yani. Teşekkürler.”


CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL İSTANBUL’DA

Benzer Haberler